Bizans Ordusuyla İslam Ordusunun Ecnadeyn Savaşı Ve Amr Bin As'ın Feraseti

 

 İslam Asistanı Uygulaması Burda Yükle

Ecnadeyn Savaşı 

Yermuk öncesinde olduğu gibi, Ecnâdeyn Savaşı’ndan önce de Hz. Amr b. Âs, Bizans kumandanı Artabun’a ardı ardına elçiler göndererek yaklaşan çatışmaya ışık tutacak bilgiler toplamaya çalışıyordu. Ancak gönderilen her elçi, Amr’ın aradığı doyurucu ve kapsamlı istihbaratla dönmüyordu. Bunun üzerine nihayet çok cesur bir karar aldı: Kendisini Amr b. Âs’ın elçisi gibi göstererek bizzat Artabun’un huzuruna çıkacaktı.

Bu, hayatına mal olabilecek bir hamleydi; fakat Allah yolunda kendini feda etmeye hazır, gözü pek bir kumandandan başka kim böyle bir işe kalkışabilirdi?

Şehre girdiğinde kapılardan saraya ulaşıncaya kadar gördüğü her şeyi dikkatle süzdü; surları inceledi, zayıf noktaları tespit etti, karşılaştığı her ayrıntıyı zihnine kazıdı.

Artabun ise sıradan biri değildi. Daha ilk konuşmadan karşısındaki adamın kim olduğunu sezdi. İçinden şöyle dedi:

“Bu ya Amr’ın ta kendisidir ya da Amr’ın aklıyla hareket eden adamdır. Onu öldürmekten daha büyük bir darbe vuramam onlara.”

Artabun biliyordu ki karşısındaki bu zeki ve seçkin adam sıradan bir elçi değildi; ya Müslüman ordusunun kumandanıydı ya da onun en önemli danışmanı. Her iki ihtimalde de onu ortadan kaldırmak bulunmaz bir fırsattı.

Ne var ki elçilerin öldürülmesi kralların örfünde yasaktı. Bu yüzden işi dolaylı yoldan çözmek istedi. Gizlice bir muhafızı çağırdı ve dönüş yolunda pusu kurarak onu öldürmesini emretti.

Hz. Amr ise olup biteni sezmişti. Artabun’un fısıltıyla verdiği emrin kendi ölümüne yönelik olduğunu anladı. Feraseti ve hazırcevaplığıyla anında bir plan kurdu. Artabun’u, söylediklerinden etkilendiğine inandırdı; ardından şöyle dedi:

“Sen söyledin, ben dinledim. Sözlerin bende yer etti. Ancak ben on kişiden biriyim. Halife Ömer b. Hattâb bizi bu valiyle birlikte gönderdi ki ona destek olalım, işlerinde şahitlik edelim. Şimdi gidip onları da getireyim. Eğer onlar da senin sunduğun görüşü benim gibi uygun görürlerse, bu görüş hem orduya hem de kumandana ulaşmış olur. Aksi hâlde onları güvenle geri gönderirsin ve sen de kararında serbest kalırsın.”

Bu sözler Artabun’u cezbetti; zira böylece bir kişi yerine on kişiyi birden bertaraf etme ihtimali doğuyordu. Hemen kabul etti ve gizlice görevlendirdiği muhafıza haber göndererek suikast emrini iptal ettirdi.

Hz. Amr çıkıp da geri dönmeyince Artabun gerçeği anladı ve şöyle dedi:

“Beni aldattı bu adam! Bu, insanların en kurnazıdır.”

Durum Hz. Ömer’e anlatıldığında ise şöyle dedi:

“Amr onu alt etti. Allah Amr’a bereket versin!”

Hz. Amr yalnızca canını kurtarmakla kalmamış, aynı zamanda aradığı tüm bilgileri de elde etmişti: Zayıf noktaları, ihtimalleri, sonuçları öğrenmiş olarak ordusuna dönmüştü. Ardından iki ordu arasında son derece şiddetli bir çarpışma başladı; adeta Yermuk gibi… Hem çetinliği hem de verdiği kayıplarla Yermuk’u andırıyordu.

Neticede İkinci Ecnâdeyn Savaşı, Yermuk’ta olduğu gibi Müslümanların zaferiyle, Artabun’un ise yenilgiye uğrayarak Ecnâdeyn’i terk edip Kudüs’e kaçmasıyla sonuçlandı.

“Bu ümmetin Faruku” adlı eserden


Arapçadan tercüme:

Abdülhamid Doğan

Yorum Gönder

0 Yorumlar