İBRET ALMAMIZ İÇİN KUR'ANIN AÇIKÇA HABER VERDİĞİ KAVİM : İREM ZÂTÜ’L-İMÂD. A'D KAVMİ’NİN HİKÂYESİ

 

Âd Kavminin Sonu 


İBRET ALMAMIZ İÇİN KUR'ANIN AÇIKÇA HABER VERDİĞİ KAVİM : İREM ZÂTÜ’L-İMÂD. A'D KAVMİ’NİN HİKÂYESİ.


Yüce Allah, Hz.Nuh (a.s.) büyük bir vaatte bulunmuştu:

“Ve onun soyunu yeryüzünde kalanlar kıldık.”

(Yani tufandan sonra yeryüzünde varlığını sürdürecek olan nesil, Nuh’un nesli olacaktı.)

Gerçekten de Allah, Nuh (a.s.)’un soyunu kurtardı. Onun üç oğlu vardı: Sâm, Hâm ve Yâfes.

Nuh (AS) vefatından sonra, her biri kendi nesliyle yeryüzüne yayıldı.

Sâm, “Ahkâf” denilen bölgeye yöneldi. Oğlu Avs ile birlikte orada yaşadı. Sâm vefat edince, oğlu Avs tebliğ görevini sürdürdü. Avs’un bir oğlu oldu; adını İrem koydu. İşte bu İrem, zamanla kibirlenen, zorbalığa yönelen ve görkemli yapılar inşa etmeye başlayan biriydi.

İrem, Yemen’de, Umman ile Hadramut arasında bulunan Ahkâf bölgesindeki bir şehri yönetti. Onun ölümünden sonra şehir, hükümdarın adına nispetle “İrem” diye anılmaya başlandı.

İrem’in oğlu Âd, inkârcı ve zalim bir hükümdardı. O ve kavmi girdikleri her beldeyi yakıp yıkar, nimetlerini talan eder, büyük bir fesat çıkarırlardı.

Ancak zamanla Ahkâf’ın o çorak, kumluk diyarını; sarayların, bağların, bahçelerin yükseldiği; eşi benzeri görülmemiş bir güzellik ve medeniyete dönüştürdüler.

Allah Teâlâ bu ihtişamı Kur’an’da İrem şehirlerinden bahsederken şöyle der.:

“Ki onun benzeri hiç bir ülke de yaratılmamıştı.”

Gerçekten de o çağın en güçlü şehriydi. Evler, tapınaklar, imalathaneler kurdular. Hatta o kadar ileri gittiler ki, kendilerini ölümsüz kılacağını sandıkları ilaçlar ve maddeler üretmeye kalktılar.

İbn Kesîr, Bidaye ve Nihaye adlı eserinde ve tefsirinde şu ayeti bu duruma delil getirir:

“Ve sanki ebedî kalacakmış gibi sağlam yapılar ediniyorsunuz.”

İrem ve oğlu Âd, çevredeki toprakları ele geçirince putperestliği yaymaya başladılar. Üç put yaptılar: Samûd, Sadâ ve Hebâ.

İnsanlar da büyüklerini taklit ederek bu putlara tapmaya başladılar.

Derken Allah, içlerinden salih bir kulunu, Hud Peygamber’i (a.s.), onlara gönderdi:

“Âd’ın kardeşi Hud’u hatırla; Ahkâf’ta kavmini uyarmıştı.”

Hud (a.s.), yumuşak huylu, edepli ve güçlü delillerle konuşan bir peygamberdi. Onları putları terk edip yalnızca Allah’a kulluğa çağırdı.

Fakat kavminin tepkisi sert oldu. Dediler ki:

“Bizi ilahlarımızdan döndürmek için mi geldin? Eğer doğruysan, bizi tehdit ettiğin azabı getir!”

Hud (a.s.) yılmadı; uzun yıllar boyunca onları davet etmeye devam etti. Ancak ona uyanların sayısı çok azdı.

Sonunda şöyle dediler:

“Bize öğüt versen de vermesen de fark etmez.”

Hatta onu delilikle suçladılar:

“Sana ilahlarımızdan biri zarar vermiş olmalı.”

Ve küfürde o kadar ileri gittiler ki:

“Eğer bu gerçekten hak ise, üzerimize gökten taş yağdır ya da bize acı bir azap getir!”

Hud (a.s.) büyük bir hüzünle şöyle dedi:

“Ey kavmim! Bende bir akılsızlık yok; ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim.”

Sonunda Allah’tan vahiy geldi:

“Rabbinizden üzerinize bir azap ve gazap inmiştir.”

Hud (a.s.) iman eden az sayıdaki kişiyle birlikte oradan ayrıldı.


Üç yıl boyunca yağmur kesildi, toprak ürün vermedi. Şehir çöktü, medeniyet durdu.

Sonra kara bulutlar belirdi. Sevinçle:

“Bu bize yağmur getiren bir bulut!” dediler.

Oysa Hud (a.s.) şöyle diyordu:

“Hayır! Bu, aceleyle istediğiniz şeydir; içinde acı bir azap bulunan bir rüzgâr.”

Sekiz gün yedi gece süren korkunç bir fırtına onları yerle bir etti. Hepsi, içi boş hurma kütükleri gibi savrulup helâk oldu.

Şehir yok oldu; geriye yalnızca ibretlik harabeler kaldı.

“İşte zulümleri sebebiyle evleri ıssız kaldı.”

Bir zamanlar:

“Bizden daha güçlü kim var?” diyenler, Allah’ın emriyle en zayıf görünen şeyle —rüzgârla— helâk edildiler.

Hud (a.s.) daha sonra Hadramut’a yöneldi. İnsanlar, Âd kavminin akıbetinden ibret alarak ona iman etmeye başladılar.

Uzun yıllar sonra Hud Peygamber (a.s.) vefat etti. Ardında iman ve salih bir toplum bıraktı.

Fakat zamanla yine zulüm yayıldı ve bu kez Semûd kavmi ortaya çıktı…


Arapçadan tercüme:

Abdülhamid Doğan 


NOT : Üstte ki fotoğraf İrem şehrinin geçmişteki yaklaşık 2800 yıl önce ki durumunu sembolize ederken alttaki fotoğraf da bugünkü durumunu gösteriyor onun için Sevgili dostlar dünya malına dünya ihtişamına dünya zenginliğine asla ve asla güvenmemek gerekir işte Akıbet fotoğraflarda görülmektedir.

Yorum Gönder

0 Yorumlar